Winning(kazanan) poker oynamak için Einstein olmanız gerekmez. Bununla beraber, relativity(görecelik) kanunlarını anlamak, sana sadece poker masasında yardımcı olur.
Görecelik kanunları, zaman ve maddenin mutlak olmadığını savunur. Bir cisim ışık hızıyla yol alırken, zaman yavaşlar, madde uzar, ve renk değişir. Bunun sonucu olarak, ışık hızıyla seyahat edebilen bir uzay yolcusu uzak bir gezegene bir göreve gidip dönebilir ve nerdeyse hiç yaşlanmamıştır – dünyada yüz ya da daha fazla yıl geçmiş iken.
Bayağı çılgınca, değil mi?
Pokerde görecelik kavramı çok daha basit ve daha somut.
Herhangi bir elin değeri mutlak değildir. Sadece, içinde bulunduğu duruma
göre var olur- rakip ya da rakiplerinizin elindekiler, onlar ve onların oynama stilleri hakkında neler bildiğiniz, onların sizler hakkında neler bildiğini bilmeniz gibi birçok faktöre dayanır,
Şimdi anlatacağım, geçen gece $10/20 stud oyununda olan bir olay. Bana uygun olmaya kicker(Elinizdeki çift dışında ve straight veya flush'un bir parçsı olmayan en yüksek kart) kız ile valeler dağıtılmıştı. Solumdaki oyuncu alçak değerli bir kart ile bahsi yaptı. Herkes sağımdaki teşhir edilen 8 ile bahsi kapayan oyuncuya fold(Başka bir oyuncunun bahisi yükseltmesi, ve sizin o yükseltmeye katılmamanız demektir) yaptı. Hiçbir 8 oynanmadı. İki on fold edildi. Hiçbir Jackvale fold edilmedi. Bir kız fold edildi.
Ben onu yükselttim. Herkes o oyuncuya 8 ile geri fold yaptı. O beni call ('Call' görmek demektir. Verilen bir bahisin aynısını vermektir) yaptı.
Dördüncü sokakta bana bir papaz geldi. Rakibime uygun olmayan bir as geldi.
Rakibim kurnaz bir oyuncu değildi. Tipik bir $10/20 oyuncusu idi. Geleneksel, belki fazlasıyla tedbirli, ben genellikle ona kabadayılık edebilirim çünkü benim imajım çok sıkıydı. Üçüncü sokakta en büyük kartla birkaç tane pot (ortaya konan para) aldım. Bir elde iken, o beni nerdeyse hiç zorlamadı.
Tamam. Ele geri dönelim. Bende (JJ)QK var. Onda (xx)8A var.
Tahtada on yüksekte. O bahis yapıyor.
Burda, görecelik kuralları işin içene giriyor. Ben çoğu koşulda yükseltiyorum ya da en azından bunu yapan rakibim. Ben onun as ile önde olduğunu var sayacağım ve bahis yapmaya devam edeceğim. O ya geri zekalı ya da ondan daha iyi bir el-( muhtemelen bir çift 8 ile)-için bana kredi vermeyecek kadar inatçı. Ve ayrıca tipik rakiplerimi potun dışına atmayı- an azından- beşinci sokakta bir bedava kart kazanmayı denedim.
Fakat el değerleri göreceli. Benim valelerimin- saklanmış- değeri arttı.
Benim dürüst rakibim biliyorki ben sıkı bir oyuncuyum- çılgın bir oyuncu değil. Biliyorumki, o benim hiçbir zaman çizginin dışına çıkmayacağımı bilir- eğer bahis edersem onu alırım. Üçüncü sokakta yükselttiğimde onun 8lerini yendiğimi biliyordu(işin doğrusu, tabiki, valelerim olmayabilirdi, ama o bunu bilmiyordu). O aynı zamanda tedbirli ve kurnaz veya aldatıcı değil. Ona as geldiğinde, o bunun bana nasıl görüneceğini düşünmüyordu. O bana ne gelebileceğini düşünüyordu. Eğer bende ne olduğundan emin olmasaydı, ama ondan büyük bir elim olduğunu düşünseydi, o zaman elini kontrol ederdi(bu anlamda,bende ne olduğunu düşünmeden nerdeyse kesin ası bahis eden tipik $20/40 oyuncularından çok farklıydı.
- bir çek yükseltmesine gitmesi dışında- fakat bu başka bir günün makalesi).
Ası bahis ettiğinde biliyordum, ya da nerdeyse biliyordum, boşta bir eşleşmiş ası vardı- ona bütün mehtemel asları ve 8leri vererek.
Buna göre, valelerimin değeri düştü. Müthiş bir elden dev bir yenilgi eline döndü. Twodimes.com` da sezgilerimi kontrol ettim(ellerin nehire karşı yüzbin kere oynandığında, birbirine karşı ne durumda olduğunu karşılaştıran müthiş bir site). Ben aslara ve 8lere karşı 15% den 85% yenilen kişiyim. Bu zayıf bir çizim.
Öyleyse fold yaptım.
Bu da, bu devrede, çok sonra olan başka bir olay
Başlamak için aynı elim vardı: valeler. Yalnızca bu sefer ayrılardı. Benim aynı zamanda orta boy bir kicker` ım vardı- 9 olduğunu düşünüyorum. Rakibim-(geçen eldekinin aynısı)- de bir kız vardı. Üçüncü sokakta yükseltti. Ben call yaptım. Ve serbest, agresif ve kurnaz bir oyuncu soluma doğru call yaptı. Dördüncü sokakta bir as geldi. Diğer iki oyuncuya farkı ayırt edilemeyen alçak kartlar geldi. Ben asım ile yüksektim. Benim birinci amacım oyunda, sağdaki tedbirli rakibime dikkati çekmekti. Solumdaki sofıstike rakibim call yapabilir veya bahsimi yükseltebilir, eğer bir bahis yaparsam. Eğer benim çekim yükselirse, onun bir çift bahisi call yapabileceğinden şüpelendim. Ve Yaptığımı yaptım. Kontrol ettim. Kuznaz rakibim kontrol etti. Ve kurnaz rakibim bahis yapmaya başladı. Ben yükselttim- bir çift as ya da yüksek ası temsil ederek. Solumdaki rakibim fold yaptı. Sonra, beklenmedik ama mutlu bir şekilde, bahsi başlatan diğer rakibim de fold yaptı.
"Ben sana en azından aslar vermeliyim orda" dedi. Ardından fold yaptı, iki kız olan elini açığa çıkararak. Benim iyi okuduğu için çok gururlandı- poker kahramanlığını göstermek istedi.
Solumdaki keskin kişi hemen yanıt verdi, "asla". Ne demek istiyorsun, tedbirli kişi sordu. "Onun asları vardı, değilmi?" "asla, onun valeleri vardı. Doğru muyum?" Kafa salladım ve en iyi Mona Lisa gülümsememle güldüm. Görecelik kanunlarını onlara açıklamamın hiç gereği yok. Kendi kendilerine öğrensinler. Aman, umarım bunu okumuyorlardır.